dağınık gözenek, dağınık ışık
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Geniş bir alana yayılmış olan
2. Bir arada olmayan, birbiriyle bağlantısız
3. Düzeni bozuk, düzensiz, karışık, gayrimuntazam
1. Kadın yatağın içinde saçları dağınık, dimdik oturuyordu.
1. Kadın yatağın içinde saçları dağınık, dimdik oturuyordu.
4. Hoş görünmeyen, uyumsuz
1. Bağırarak konuşmaktan hoşlanmaz, dağınık kıyafetle, kocasına bile görünmez bir kadın.
1. Bağırarak konuşmaktan hoşlanmaz, dağınık kıyafetle, kocasına bile görünmez bir kadın.
5. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Düşüncelerini toparlayamayan
1. Şu anda kafam çok dağınık.
1. Şu anda kafam çok dağınık.