dağılmak

fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Toplu durumdayken ayrılıp birbirinden uzaklaşmak

Örnek:

1. Zaten arkadaşlarımın her biri bir yana dağılmıştı,

1. Zaten arkadaşlarımın her biri bir yana dağılmıştı,

2. Değer ve birimler belli etkenlerle, oranlı olarak bölünmek

3. Parçalanarak yayılmak, ufalanmak

Örnek:

1. Kentin eski merkezindeki evler kendiliğinden yıkılıyor, bahçe duvarları dökülüp dağılıyordu.

1. Kentin eski merkezindeki evler kendiliğinden yıkılıyor, bahçe duvarları dökülüp dağılıyordu.

4. Karışık duruma gelmek, düzeni bozulmak

Örnek:

1. Siyah saçları hare hare suyun yüzüne dağıldı.

1. Siyah saçları hare hare suyun yüzüne dağıldı.

5. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Birliği, beraberliği bozulmak

Örnek:

1. Golü yiyince takım dağıldı. Babanın ölümünden sonra aile dağıldı.

1. Golü yiyince takım dağıldı. Babanın ölümünden sonra aile dağıldı.

6. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Bir topluluğun, kuruluşun varlığı son bulmak, fesholunmak, münfesih olmak

7. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Yavaş yavaş kaybolmak, yok olmak