çözülmek

fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Çözme işine konu olmak

Örnek:

1. Alaca bir karanlık sarmadayken her yeri / Atlarımız çözüldü girdik handan içeri

1. Alaca bir karanlık sarmadayken her yeri / Atlarımız çözüldü girdik handan içeri

2. Gevşeyip yumuşamak, erimeye başlamak

3. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Birliğini, beraberliğini yitirmek, dağılmak, parçalanmak

4. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Gevşemek, güçsüz kalmak

Örnek:

1. Acı haberi duyunca eli ayağı çözülmüş.

1. Acı haberi duyunca eli ayağı çözülmüş.

5. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Dağılmak, çökmek

Örnek:

1. Yunan cephesinin çözülüp Anadolu'dan çekilmesiyle yine sulh elde edilmez.

1. Yunan cephesinin çözülüp Anadolu'dan çekilmesiyle yine sulh elde edilmez.