çökmek

fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Bulunduğu düzeyden aşağı inmek, çukurlaşmak

Örnek:

1. Toprak çökmek. Yol çökmek.

1. Toprak çökmek. Yol çökmek.

2. Üzerinde bulunduğu yere yıkılmak

Örnek:

1. Tavan çökmek. Döşeme çökmek. Ev çökmek.

1. Tavan çökmek. Döşeme çökmek. Ev çökmek.

3. -e , -e , -e , -e , Çömelmek

4. -e , -e , -e , -e , Oturmak, birdenbire oturmak

Örnek:

1. Soluk soluğa yere çöktü.

1. Soluk soluğa yere çöktü.

5. Deve, sığır vb. olduğu yere oturmak

Örnek:

1. Boz renkli bir kaya, tıpkı çökmüş bir hecin sırtını andırıyordu.

1. Boz renkli bir kaya, tıpkı çökmüş bir hecin sırtını andırıyordu.

6. Şakak, avurt vb. içeri doğru girmek, çukurlaşmak

Örnek:

1. Kadının yanakları daha fazla çöktü.

1. Kadının yanakları daha fazla çöktü.

7. Basmak, yayılmak

Örnek:

1. Geceleri bazen öyle bir sessizlik çöküyor ki muharebenin bu yerlerde olduğuna insanın inanamayacağı geliyor.

1. Geceleri bazen öyle bir sessizlik çöküyor ki muharebenin bu yerlerde olduğuna insanın inanamayacağı geliyor.

8. Sis, duman vb. inerek kaplamak

Örnek:

1. Alaca karanlıklar çökerken köşk bahçesinin parmaklıklarında görünmektedir.

1. Alaca karanlıklar çökerken köşk bahçesinin parmaklıklarında görünmektedir.

9. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Sarsılıp dinçliğini yitirmek

Örnek:

1. Şayet iradesiz bir adamsanız az zamanda çürüyüp çökmeniz pek mümkündür.

1. Şayet iradesiz bir adamsanız az zamanda çürüyüp çökmeniz pek mümkündür.

10. Tortu dibe inmek

11. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Son bulmak, yıkılıp dağılmak

Örnek:

1. Bir gün vatan çöktü ve millî mabetler istila edildi.

1. Bir gün vatan çöktü ve millî mabetler istila edildi.

12. -e , -e , mecaz , mecaz , -e , -e , mecaz , mecaz , Yoğun bir biçimde duymak

Örnek:

1. Mustafa Kemal'in içine ilk defa bu lisede vatan kaygısı çöktü.

1. Mustafa Kemal'in içine ilk defa bu lisede vatan kaygısı çöktü.