çokluk eki, oy çokluğu
1. isim , isim , isim , isim , Sayı veya ölçü yönünden çok olma durumu, çoğul, kesret, ekseriyet, teklik karşıtı
1. Güzel seslere fazla kapılma, onun çokluğu gönül öldürür.
1. Güzel seslere fazla kapılma, onun çokluğu gönül öldürür.
2. Çoğunluk
1. O akşam kibarların geleceğini, smokin hatta frakların çoklukta olacağını söyledi.
1. O akşam kibarların geleceğini, smokin hatta frakların çoklukta olacağını söyledi.
3. dil bilgisi , dil bilgisi , dil bilgisi , dil bilgisi , Kelimelerin belirli eklerle birden çok varlığı veya kişiyi bildirme biçimi, çoğul, cem
4. zarf , zarf , zarf , zarf , Sık sık, çokça, çok kez
1. Ben çokluk ata binmediğim için birkaç ay içinde at toplandı, semirdi ve güzelleşti.
1. Ben çokluk ata binmediğim için birkaç ay içinde at toplandı, semirdi ve güzelleşti.