1. -i , -i , -i , -i , Çöktürüp oturtmak
1. Ve devesini çökertip gözyaşları içinde düşünceye daldı.
1. Ve devesini çökertip gözyaşları içinde düşünceye daldı.
2. Bulunduğu yere yıkmak, çökmesini sağlamak
1. Böyle bir bahar taşmasında, bizim kerpiç evi çökertti.
1. Böyle bir bahar taşmasında, bizim kerpiç evi çökertti.
3. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Moral bozmak, dağınıklığa yol açmak
1. Boş oturmak, aylak durmak insanı çabuk çökertir.
1. Boş oturmak, aylak durmak insanı çabuk çökertir.