çocuksu

Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Çocuk gibi, çocukça olan, çocuğa benzeyen

Örnek:

1. Annesinin tesiri altında kalır, biraz çocuksu gözleriyle yangından korkar, her türlü korkusunu gizlemek dilermiş.

1. Annesinin tesiri altında kalır, biraz çocuksu gözleriyle yangından korkar, her türlü korkusunu gizlemek dilermiş.

2. zarf , zarf , zarf , zarf , Çocuğa benzer bir biçimde

Örnek:

1. Filvaki bu genç kız, fikirlerini biraz daha çocuksu anlatıyor.

1. Filvaki bu genç kız, fikirlerini biraz daha çocuksu anlatıyor.