1. -e , -e , -i , -i , -e , -e , -i , -i , Bir şeyi bir yere çivi ile tutturmak, mıhlamak
2. Aynı noktaya sürekli olarak bakmak
1. Duvara sırtını verip çömeldi. Gözünü hamamcının geleceği yola çiviledi.
1. Duvara sırtını verip çömeldi. Gözünü hamamcının geleceği yola çiviledi.
3. -i , -i , mecaz , mecaz , -i , -i , mecaz , mecaz , Vurmak, öldürmek
4. -e , -e , mecaz , mecaz , -e , -e , mecaz , mecaz , Olduğu yerde hareketsiz bırakmak
1. Maçın sonuna kadar sanki koltuğuna çivilemişler, hiç kımıldamıyor.
1. Maçın sonuna kadar sanki koltuğuna çivilemişler, hiç kımıldamıyor.
5. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Sabitleştirmek, kesin olarak yerleştirmek