çıplak alev, çıplak at, çıplak gözle, çıplak maaş, çıplak maden, çıplak mülkiyet, çıplak resim, çıplak tohumlular, çıplak ücret, çıplaklar kampı, baldırı çıplak
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Üstünde bulunması gereken giysi, örtü vb. bulunmayan, üryan, nü, cıbıl, cıbıldak
1. Kız, çıplak tabanlarını bozuk yolda şaplata şaplata köyün içerisine doğru uzaklaştı.
1. Kız, çıplak tabanlarını bozuk yolda şaplata şaplata köyün içerisine doğru uzaklaştı.
2. Saçsız (baş)
3. Üzerinde yaprak olmayan
1. Irmağın başında kocaman, çıplak bir tek kavak vardı.
1. Irmağın başında kocaman, çıplak bir tek kavak vardı.
4. İçinde gerekli eşya bulunmayan
1. Ankara tepelerinin birinde, boz renkli bir binanın çıplak ve dar bir odasında onunla karşı karşıyayız.
1. Ankara tepelerinin birinde, boz renkli bir binanın çıplak ve dar bir odasında onunla karşı karşıyayız.
5. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Yoksul (kimse)
1. Askerliğini yapmamış, beş parasız, çıplak bir Cemal'in nesi vardı evlenilecek?
1. Askerliğini yapmamış, beş parasız, çıplak bir Cemal'in nesi vardı evlenilecek?
6. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Yalın, süssüz
1. Çıplak bir anlatım.
1. Çıplak bir anlatım.
7. isim , isim , isim , isim , Soyunmuş durumda olan vücudun resmi, nü