toplumsal bunalım
1. isim , isim , isim , isim , Doğal bir süreçte birdenbire oluşan aykırılık, bunluk, buhran, kriz
1. Ancak bütün dünyada bir bunalım içinde bulunan opera, bizde haydi haydi bocalamaktadır.
1. Ancak bütün dünyada bir bunalım içinde bulunan opera, bizde haydi haydi bocalamaktadır.
2. Tehlikeli sonuç doğurabilecek gerginlik, buhran, kriz
1. Bunalım anlarında insanın yüreğini, en ürkütücü olasılıklar yoklamaz mı?
1. Bunalım anlarında insanın yüreğini, en ürkütücü olasılıklar yoklamaz mı?
3. ruh bilimi , ruh bilimi , ruh bilimi , ruh bilimi , Uyaranlara karşı duyarlığın, iş yapabilme gücünün, kendine güvenin azalarak karamsarlığın, umutsuzluğun güçlenmesiyle ortaya çıkan ruhsal bozukluk, ruhsal çöküntü, depresyon
1. Atlattığı kriz, geç gelen bir büluğ çağı bunalımından başka bir şey değildi.
1. Atlattığı kriz, geç gelen bir büluğ çağı bunalımından başka bir şey değildi.
4. tıp , tıp , tıp , tıp , Bir hastalıkta iyileşme veya ölümle sonuçlanan, birdenbire ortaya çıkan fizyolojik değişiklik, kriz
5. ekonomi , ekonomi , ekonomi , ekonomi , Çöküntü