boşanmak

fiil
Anlamı:

1. -den , -den , -den , -den , Karı ve koca mahkeme kararı ile birbirinden ayrılmak

Örnek:

1. Ne oldu da kocasından boşandı, sen anladın mı?

1. Ne oldu da kocasından boşandı, sen anladın mı?

2. Hayvan, başlığından, koşum takımından veya bağından kurtulmak

3. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Bol bol akmak

Örnek:

1. Bir zamandır kendimi tutamıyorum, gözyaşlarım birden boşanıyor.

1. Bir zamandır kendimi tutamıyorum, gözyaşlarım birden boşanıyor.

4. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Baskı altında gergin duran bir şey, birden ve hızla kurtulmak

Örnek:

1. Vecihe, fazla kurulmuş bir zemberek şiddetiyle boşandı.

1. Vecihe, fazla kurulmuş bir zemberek şiddetiyle boşandı.

5. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Kapalı bir yerde bulunan insanlar birden dışarı çıkmak

Örnek:

1. Yoksa tımarhane mi boşanmıştı?

1. Yoksa tımarhane mi boşanmıştı?

6. nesnesiz , nesnesiz , mecaz , mecaz , nesnesiz , nesnesiz , mecaz , mecaz , Dertlerini, yakınmalarını anlatmak

7. halk ağzında , halk ağzında , halk ağzında , halk ağzında , Sıyrılmak, kurtulmak

Örnek:

1. Sabırsız ellerle acele acele üst başından boşandı ve çıplak olarak denize atladı.

1. Sabırsız ellerle acele acele üst başından boşandı ve çıplak olarak denize atladı.