1. -den , -den , -den , -den , Karı ve koca mahkeme kararı ile birbirinden ayrılmak
1. Ne oldu da kocasından boşandı, sen anladın mı?
1. Ne oldu da kocasından boşandı, sen anladın mı?
2. Hayvan, başlığından, koşum takımından veya bağından kurtulmak
3. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Bol bol akmak
1. Bir zamandır kendimi tutamıyorum, gözyaşlarım birden boşanıyor.
1. Bir zamandır kendimi tutamıyorum, gözyaşlarım birden boşanıyor.
4. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Baskı altında gergin duran bir şey, birden ve hızla kurtulmak
1. Vecihe, fazla kurulmuş bir zemberek şiddetiyle boşandı.
1. Vecihe, fazla kurulmuş bir zemberek şiddetiyle boşandı.
5. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Kapalı bir yerde bulunan insanlar birden dışarı çıkmak
1. Yoksa tımarhane mi boşanmıştı?
1. Yoksa tımarhane mi boşanmıştı?
6. nesnesiz , nesnesiz , mecaz , mecaz , nesnesiz , nesnesiz , mecaz , mecaz , Dertlerini, yakınmalarını anlatmak
7. halk ağzında , halk ağzında , halk ağzında , halk ağzında , Sıyrılmak, kurtulmak
1. Sabırsız ellerle acele acele üst başından boşandı ve çıplak olarak denize atladı.
1. Sabırsız ellerle acele acele üst başından boşandı ve çıplak olarak denize atladı.