1. açıklamak, iyice görünür ve anlaşılır bir duruma getirmek
1. Durumdan hoşlanmadığı belliydi ve bunu belli etmek istediği de belliydi.
1. Durumdan hoşlanmadığı belliydi ve bunu belli etmek istediği de belliydi.
2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , sezdirmek, hissettirmek
1. Bu rahatsızlığını bana karşı düşmanlık biçiminde belli etti.
1. Bu rahatsızlığını bana karşı düşmanlık biçiminde belli etti.