belirmek

fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Önce belli veya görünür olmayan bir şey ortaya çıkmak, tezahür etmek

Örnek:

1. Yarı yola yaklaştığında, köprünün karşı ucunda, ona doğru gelen bir karaltı belirdi.

1. Yarı yola yaklaştığında, köprünün karşı ucunda, ona doğru gelen bir karaltı belirdi.

2. Bir düşünce veya durum kesin bir biçim almak, tebellür etmek

Örnek:

1. Kafasında günden güne çeşitli düşünceler, çeşitli kaygılar beliriyordu.

1. Kafasında günden güne çeşitli düşünceler, çeşitli kaygılar beliriyordu.

3. İyice görünür ve anlaşılır bir durum almak, tebarüz etmek

Örnek:

1. İki kaşının arasında, yaşından ziyade asabiyetini ele veren birkaç çizgi belirdi.

1. İki kaşının arasında, yaşından ziyade asabiyetini ele veren birkaç çizgi belirdi.