beklemek

fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Bir iş oluncaya, biri gelinceye değin bir yerde kalmak, durmak

Örnek:

1. Ben de seni bekliyordum zaten.

1. Ben de seni bekliyordum zaten.

2. -i , -i , -i , -i , Süre tanımak, acele etmemek

Örnek:

1. Bu ikramın sebebini anlamak için telaşsız bekledi.

1. Bu ikramın sebebini anlamak için telaşsız bekledi.

3. -i , -i , -i , -i , Bir şeyi, bir kimseyi gözetmek, korumak, muhafaza etmek

Örnek:

1. Eşyayı beklemek. Tutukluları beklemek.

1. Eşyayı beklemek. Tutukluları beklemek.

4. Ummak

Örnek:

1. Nikâhtan bu kadar keramet bekleme!

1. Nikâhtan bu kadar keramet bekleme!

5. Karşılaşma ihtimali bulunmak

Örnek:

1. Oysa bizi bekleyen yaşam bu değildi.

1. Oysa bizi bekleyen yaşam bu değildi.

6. Aramak, istemek

Örnek:

1. Bu tecrübeli deniz kurdunun muhakkak bir beklediği var.

1. Bu tecrübeli deniz kurdunun muhakkak bir beklediği var.

7. Oyalanmak