1. -i , -i , -i , -i , Bir şeyin ne demek olduğunu, neye işaret ettiğini kavramak
1. Yıldızın hemen altında, namluya benzer bir başka şekil var, bunun bir tabanca olduğunu anlamakta gecikmiyorum.
1. Yıldızın hemen altında, namluya benzer bir başka şekil var, bunun bir tabanca olduğunu anlamakta gecikmiyorum.
2. Yeni bilgileri eskileriyle bir araya getirerek sonuç niteliğinde başka bir bilgi edinmek
3. Sorup öğrenmek
4. Doğru ve yerinde bulmak
1. Hani bunu anladık ama!
1. Hani bunu anladık ama!
5. Birinin duygularını, istek ve düşüncelerini sezebilmek
1. Kabul etmeyeceğini ben daha o gün anlamıştım.
1. Kabul etmeyeceğini ben daha o gün anlamıştım.
6. -den , -den , -den , -den , Bir şey hakkında bilgisi bulunmak
1. Hele bir de denizcilikten anlamıyorsanız su üstünde bahadırlık göstermek yerine beceriksizlik göstereceksiniz demektir.
1. Hele bir de denizcilikten anlamıyorsanız su üstünde bahadırlık göstermek yerine beceriksizlik göstereceksiniz demektir.
7. nesnesiz , nesnesiz , -den , -den , nesnesiz , nesnesiz , -den , -den , Yarar sağlamak
1. Bu ilaçtan hiçbir şey anlamadım.
1. Bu ilaçtan hiçbir şey anlamadım.