altüst etmek

Anlamı:

1. alt yüzünü üst yüzüne getirmek

2. çok karışık duruma getirmek, düzenini bozmak

Örnek:

1. Ama tutkunluklarımız yapraklara benzer, en hafif bir rüzgâr altüst edebilir onları.

1. Ama tutkunluklarımız yapraklara benzer, en hafif bir rüzgâr altüst edebilir onları.

3. yıkmak, harap etmek

Örnek:

1. Deprem köyü altüst etti.

1. Deprem köyü altüst etti.

4. huzursuz etmek, rahatsızlık vermek

Örnek:

1. Kalbini altüst eden yeni durumu orada öğrendi.

1. Kalbini altüst eden yeni durumu orada öğrendi.