alışmak

fiil
Anlamı:

1. -e , -e , -e , -e , Bir işi tekrarlayarak kolaylıkla yapabilmek

Örnek:

1. Muhtaç değiliz ama ben çalışmaya alıştım.

1. Muhtaç değiliz ama ben çalışmaya alıştım.

2. Yadırgamaz duruma gelmek

Örnek:

1. Dar ve alıştığımız çerçeve içinden çıkmak bizi şaşırtacağı için onu istemeyiz.

1. Dar ve alıştığımız çerçeve içinden çıkmak bizi şaşırtacağı için onu istemeyiz.

3. Uyar duruma gelmek, intibak etmek

Örnek:

1. Bu mesleğe alışmış gibi görünüyor.

1. Bu mesleğe alışmış gibi görünüyor.

4. Sürekli ister olmak, bağımlılık kazanmak

Örnek:

1. Tütüne alışmak. İlaca alıştı.

1. Tütüne alışmak. İlaca alıştı.

5. Bağlanmak, ısınmak

Örnek:

1. Birdenbire ona alıştığını hissediyor ve bu işe ayrıca şaşıyordu.

1. Birdenbire ona alıştığını hissediyor ve bu işe ayrıca şaşıyordu.

6. Evcilleşmek, ehlîleşmek

7. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Tutuşmak, yanmaya başlamak