alıkoymak

fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Bir süre için bir yerde tutmak

Örnek:

1. Bu yağlı kuyruğa herkes bir defa sarılmak, onu kendine çekmek, alıkoymak sevdasında idi.

1. Bu yağlı kuyruğa herkes bir defa sarılmak, onu kendine çekmek, alıkoymak sevdasında idi.

2. -den , -den , -den , -den , Birini, yapmakta olduğu veya yapmak istediği işten geri tutmak

Örnek:

1. Selim Bey, babamı yemeğinden alıkoyarak mütemadiyen Girit'ten bahsediyordu.

1. Selim Bey, babamı yemeğinden alıkoyarak mütemadiyen Girit'ten bahsediyordu.

3. Ayırıp saklamak

Örnek:

1. Bu kitabı sizin için alıkoydum.

1. Bu kitabı sizin için alıkoydum.

4. -den , -den , -den , -den , Yoksun bırakmak

Örnek:

1. İlk iki karım beni dalmış olduğum macera âleminden bir adım alıkoymamıştılar.

1. İlk iki karım beni dalmış olduğum macera âleminden bir adım alıkoymamıştılar.

5. -i , -i , -den , -den , -i , -i , -den , -den , Mâni olmak, engel olmak

Örnek:

1. Zalimi zulmetmekten alıkoyarsan kardeşlik hakkını yerine getirmiş olursun.

1. Zalimi zulmetmekten alıkoyarsan kardeşlik hakkını yerine getirmiş olursun.