92406 kayıt bulundu.
1. isim , isim , isim , isim , Pis ve bulanık su
1. Bağrışmalar oldu. Şerife ablam elinin çirkefiyle hemen koştu.
1. Bağrışmalar oldu. Şerife ablam elinin çirkefiyle hemen koştu.
2. sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , İğrenç ve bulaşkan (kimse veya şey)
Lisan : Farsça çirk + āb
1. iftira atmak
1. Bütün hayatında görmediği bir çirkef attı müdürün üzerine.
1. Bütün hayatında görmediği bir çirkef attı müdürün üzerine.
Ön Takı : (birine)
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Çirkefe yakışır
2. zarf , zarf , zarf , zarf , (çirke'fçe) Çirkefe yakışır bir biçimde
1. edepsiz bir kimsenin tepkisine yol açacak bir davranışta bulunmak
1. Çirkefe taş atma, hikmetini mırıldanarak kaçar gibi uzaklaştı.
1. Çirkefe taş atma, hikmetini mırıldanarak kaçar gibi uzaklaştı.
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Çirkefleşme ihtimali bulunmak
2. Çirkefleşme becerisi bulunmak
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Çirkef durumuna gelmek, ifritleşmek
1. Aralarında senin gibi çirkefleşeni çıkmadı hiç.
1. Aralarında senin gibi çirkefleşeni çıkmadı hiç.
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Göze veya kulağa hoş gelmeyen, güzel karşıtı
1. Kız öyle müstesna bir güzelliğe sahip olmamakla beraber çirkin de değildi.
1. Kız öyle müstesna bir güzelliğe sahip olmamakla beraber çirkin de değildi.
2. Hoş olmayan, yakışık almayan (davranış veya söz)
1. Bu boş ve çirkin iddiayı bir kere de onun ağzından işitmek istedim.
1. Bu boş ve çirkin iddiayı bir kere de onun ağzından işitmek istedim.
3. Karanlık, dalavereli, şüpheli
1. Dedikodular artmış, o da bu çirkin işler içinde kalmak istemediğinden çekilmiş.
1. Dedikodular artmış, o da bu çirkin işler içinde kalmak istemediğinden çekilmiş.
Lisan : Farsça çirkīn
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Çirkine yakın
1. Ne denli yalapşap yapıldığı sonradan anlaşılan bir ameliyatla, zaten çirkince olan burun iflah olmaz bir eğriliğe kavuşmuş, öyle de kalmıştı.
1. Ne denli yalapşap yapıldığı sonradan anlaşılan bir ameliyatla, zaten çirkince olan burun iflah olmaz bir eğriliğe kavuşmuş, öyle de kalmıştı.
2. zarf , zarf , zarf , zarf , (çirki'nce) Çirkin bir biçimde
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Çirkinleşme ihtimali bulunmak
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Ansızın çirkinleşmek
Telaffuz : çirkinleşi'vermek
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Çirkin bir duruma gelmek
1. Her gün biraz daha zayıflayıp çirkinleşen, sinirli bir kadın.
1. Her gün biraz daha zayıflayıp çirkinleşen, sinirli bir kadın.
1. -i , -i , -i , -i , Çirkinleştirme ihtimali veya imkânı bulunmak
2. Çirkinleştirmeye gücü yetmek