Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
barut esmeri
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Koyu esmer renkte olan (kimse)

Örnek:

1. Sık sık rastladığı, o barut esmeri tazenin, kim olduğunu, kolay öğrenememişti.

1. Sık sık rastladığı, o barut esmeri tazenin, kim olduğunu, kolay öğrenememişti.


barut fıçısı
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Barut koymaya, doldurmaya ve muhafaza etmeye yarayan fıçı

2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Her an olay çıkabilecek durumda olan yer

Örnek:

1. Makedonya'nın bir başka adı barut fıçısıydı o dönemde.

1. Makedonya'nın bir başka adı barut fıçısıydı o dönemde.

3. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Çok kızgın, sinirli ve kinle dolu kimse


barut fıçısı gibi
Anlamı:

1. çok kızgın, sinirli (kimse)

Örnek:

1. Sadi Nahit'i delice kıskanıyordu, içi bir barut fıçısı gibi hasetle doluydu.

1. Sadi Nahit'i delice kıskanıyordu, içi bir barut fıçısı gibi hasetle doluydu.

2. kavgaya yol açacak (durum)


barut gibi
Anlamı:

1. öfkeli, huysuz, sert, aksi (kimse)

Örnek:

1. Hocamız barut gibi sert bir adam.

1. Hocamız barut gibi sert bir adam.

2. pek ekşi

3. acı


barut hakkı
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Mermiyi istenilen uzaklığa atabilmek için gerekli barut gazı basıncını sağlamaya yetecek miktarda barut


barut kabağı
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Kurutulduktan sonra içine barut konulan küçük su kabağı, barutluk


barut kesilmek (veya olmak)
Anlamı:

1. çok öfkelenmek


barut kokusu gelmek
Anlamı:

1. savaş tehlikesi sezilmek


barut rengi
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Koyu gri renk

2. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Bu renkte olan

Örnek:

1. Ortalığı saran barut rengi aydınlık açıldı, açıldı, kül rengine döndü.

1. Ortalığı saran barut rengi aydınlık açıldı, açıldı, kül rengine döndü.


barutçu
Anlamı:

1. isim , isim , tarih , tarih , isim , isim , tarih , tarih , Barut yapan veya alıp satan kimse


barutçuluk
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Barutçunun yaptığı iş


baruthane
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Barut yapılan veya saklanan yer


Lisan : Farsça bārūd + ḫāne

Telaffuz : barutha:ne

barutla oynamak
Anlamı:

1. tehlikeli işlerle uğraşmak


barutluk
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Barut kabağı


baryum

İlgili Kelimeler:

baryum karbonat, baryum sülfat

Anlamı:

1. isim , isim , kimya , kimya , isim , isim , kimya , kimya , Atom sayısı 56, yoğunluğu 3,78 olan, doğada en çok baryum sülfat ve baryum karbonat olarak bulunan, havada çabuk oksitlenen, gümüş renginde, katı ve basit bir element (simgesi Ba)


Lisan : Fransızca baryum

Telaffuz : ba'ryum

baryum karbonat
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Karbondioksidin, barit üzerine etkisiyle elde edilen beyaz bir katı


baryum sülfat
Anlamı:

1. isim , isim , kimya , kimya , isim , isim , kimya , kimya , Barit


bas

İlgili Kelimeler:

basbariton, basgitar, basklarnet

Anlamı:

1. isim , isim , müzik , müzik , isim , isim , müzik , müzik , En kalın erkek sesi

2. Sesi böyle olan sanatçı

3. En kalın sesli orkestra çalgısı


Lisan : Fransızca basse

baş

İlgili Kelimeler:

başağaç, başağırlık, başağrısı, baş ağrısı, başakortçu, başaktör, başaktris, başaltı, baş altı, başantrenör, başasistan, baş aşağı, başbakan, baş baş, baş başa, başbayan, başbayi, baş belası, baş bezi, baş bıçağı, baş bodoslaması, başbuğ, başçavuş, başdanışman, başdekorcu, başdelege, başdenetçi, başdenetmen, başdizgici, başdoktor, baş döndürücü, baş dönmesi, başdümenci, baş dümeni, başeczacı, başefendi, başeksper, başeser, başeski, başfiyat, başgardiyan, başgarson, başgedikli, başhakem, baş halatı, baş havlusu, başhekim, başhemşire, başhostes, başimam, başkafiye, başkahraman, başkaldırı, başkaldırmak, başkarakter, başkâtip, başkatsayı, başkemancı, başkent, başkesit, başkeşiş, başkilise, başkişi, başkomutan, başkonakçı, başkonsolos, başköşe, başkumandan, başlahana, başmabeyinci, başmakale, başmal, başmekân, başmisafir, başmuallim, başmubassır, başmuharrir, başmurakıp, başmüdür, başmüezzin, başmüfettiş, başmühendis, başmürettip, başmüsevvit, başmüşavir, başmüzakereci, başnokta, başoda, başoyuncu, başöğretmen, başörtü, başpapaz, başparmak, başpehlivan, başpiskopos, başrahip, başrejisör, başrol, başsağlığı, başsavcı, başspiker, başşehir, baştaban, baştabip, baş tacı, baştanımaz, başteknisyen, başucu, baş ucu, başuzman, başülke, başüstü, başüstüne, başvekâlet, başvekil, başvezir, başvurdurmak, başvurmak, başvuru, başvurulmak, başyapıt, başyardımcı, başyargıcı, baş yastığı, başyaver, başyazar, başyazı, başyazman, başyemek, başyıldız, başyönetmen, başyukarı, başa baş, başı açık, başı bağlı, başıboş, başıbozuk, başı bütün, başı dertte, başı devletli, başı dik, başı dimdik, başı dinç, başı dumanlı, başı havada, başı kabak, başı kalabalık, başı önünde, başı yerde, başı yukarıda, başı yumuşak, başına buyruk, baştan savma, akbaş, alabaş, altınbaş, baltabaş, büyükbaş, delibaş, demirbaş, elmabaş, erbaş, iribaş, kancabaş, karabaş, Kızılbaş, kocabaş, küçükbaş, sallabaş, sıkma baş, tokmakbaş, topbaş, üst baş, yaş baş, yeşilbaş, astsubay başçavuş, astsubay kıdemli başçavuş, adam başı, adımbaşı, asesbaşı, aşçıbaşı, atbaşı, aybaşı, ay başı, bacabaşı, barbaşı, bezirgânbaşı, binbaşı, borazancıbaşı, böcekbaşı, bölükbaşı, çarkçıbaşı, çeribaşı, çeşme başı, çeşnicibaşı, çıbanbaşı, dağbaşı, dağ başı, dakika başı, dersbaşı, dört başı mamur, düğüncübaşı, elebaşı, eşekbaşı, hafta başı, hahambaşı, hamalbaşı, hekimbaşı, humbaracıbaşı, ırgatbaşı, işbaşı, kamçıbaşı, kayabaşı, kervanbaşı, kırkyılın başı, kocabaşı, koçbaşı, kolbaşı, koltukbaşı, köprübaşı, Köprübaşı, köşebaşı, kumbaşı, kuşbaşı, kuşçubaşı, kuyruklu yıldız başı, liste başı, madde başı, masabaşı, mehterbaşı, meme başı, mimarbaşı, müneccimbaşı, obabaşı, ocakbaşı, odabaşı, omuz başı, onbaşı, oymakbaşı, ön yüzbaşı, ördekbaşı, pazarbaşı, pınar başı, saat başı, sarbanbaşı, satır başı, sekbanbaşı, semazenbaşı, sofra başı, söz başı, subaşı, şahincibaşı, tepebaşı, Tepebaşı, ustabaşı, yanı başı, yârenbaşı, yılanbaşı, yılbaşı, yiğitbaşı, yüzbaşı, canla başla, bir başına, adam başına, başlı başına, çocuk başına, kadın başına, kendi başına, kız başına, kişi başına, parça başına, tek başına, yalnız başına, aklı başında, işbaşında eğitim, masabaşında, yanı başında

Anlamı:

1. isim , isim , anatomi , anatomi , isim , isim , anatomi , anatomi , İnsan ve hayvanlarda beyin, göz, kulak, burun, ağız vb. organları kapsayan, vücudun üst veya önünde bulunan bölüm, kafa, ser

Örnek:

1. Sağ elinin çevik bir hareketiyle başındaki tülbendi çekip aldı.

1. Sağ elinin çevik bir hareketiyle başındaki tülbendi çekip aldı.

2. Bir topluluğu yöneten kimse

Örnek:

1. Cumhurbaşkanı devletin başıdır.

1. Cumhurbaşkanı devletin başıdır.

3. Başlangıç

Örnek:

1. Hafta başı. Ay başı. Yılbaşı. Satır başı.

1. Hafta başı. Ay başı. Yılbaşı. Satır başı.

4. Temel, esas

Örnek:

1. Gücün, erdemliğin, bilimin, her şeyin başı paradır, para.

1. Gücün, erdemliğin, bilimin, her şeyin başı paradır, para.

5. Arazide en yüksek nokta

Örnek:

1. Dağın başı. Tepenin başı.

1. Dağın başı. Tepenin başı.

6. Bir şeyin genellikle toparlakça ucu

Örnek:

1. Avucumuzun içinde sakladığımız sigaraların yanmış ucu ile fitillerin başını yaktık.

1. Avucumuzun içinde sakladığımız sigaraların yanmış ucu ile fitillerin başını yaktık.

7. Bir şeyin uçlarından biri

Örnek:

1. Merdiven başında beni çağırdı.

1. Merdiven başında beni çağırdı.

8. Kasaplık hayvanlarda ve bazı yiyeceklerde adet

Örnek:

1. Yirmi baş koyun. Üç baş soğan.

1. Yirmi baş koyun. Üç baş soğan.

9. Sarraflık hakkı

10. Bir şeyin yakını veya çevresi

Örnek:

1. Güzel bir sonbahar havasında şair, havuz başına uzanır gibi oturmuş, güneşleniyordu.

1. Güzel bir sonbahar havasında şair, havuz başına uzanır gibi oturmuş, güneşleniyordu.

11. `Önem veya yönetim bakımından ileride olan, en önemli, en üstün` anlamlarında birleşik kelimeler yapan bir söz

Örnek:

1. Başbakan, başçavuş, başhekim, başkent, başöğretmen, başpehlivan, başrol, başsavcı.

1. Başbakan, başçavuş, başhekim, başkent, başöğretmen, başpehlivan, başrol, başsavcı.

12. Güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş derecenin en yükseği

Örnek:

1. Başa güreşmek.

1. Başa güreşmek.

13. denizcilik , denizcilik , denizcilik , denizcilik , Deniz teknelerinde ön taraf


baş
Anlamı:

1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , isim , isim , eskimiş , eskimiş , Çıban


baş (veya başı) çekmek
Anlamı:

1. herhangi bir konuda önde gitmek, önayak olmak

Örnek:

1. Hacı Reşit'in dükkânında post kuran orta yolcular arasında Muallim Naci başı çeker.

1. Hacı Reşit'in dükkânında post kuran orta yolcular arasında Muallim Naci başı çeker.


baş (veya başını) alamamak
Anlamı:

1. çok uğraştıran bir konu yüzünden vakit ve fırsat bulamamak

Örnek:

1. Benim hilem hurdam yoktur, canı isteyen baktırmasın, zaten bu sanattan memnun değilim. Lakin baş alamıyorum ki.

1. Benim hilem hurdam yoktur, canı isteyen baktırmasın, zaten bu sanattan memnun değilim. Lakin baş alamıyorum ki.


baş (veya başının) belası olmak
Anlamı:

1. sıkıntı, üzüntü, eziyet vermek

Örnek:

1. Benim bir köpeğim vardır. Başımın belası!

1. Benim bir köpeğim vardır. Başımın belası!


Ön Takı : (birinin)

baş ağır gerek, kulak sağır
Anlamı:

1. `kişi ağırbaşlı olmalı ve dedikoduları dinlememelidir` anlamında kullanılan bir söz


baş ağrısı

İlgili Kelimeler:

yarım baş ağrısı

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Başın ağrıması, başta oluşan rahatsızlık