92406 kayıt bulundu.
1. bir şeyi unutmak veya ondan vazgeçmek
1. Bir rüyadan böyle abuk sabuk sonuçlar çıkardığım için kendimi suçlayarak bu tuhaf düşünceleri attım kafamdan.
1. Bir rüyadan böyle abuk sabuk sonuçlar çıkardığım için kendimi suçlayarak bu tuhaf düşünceleri attım kafamdan.
1. zararlı olabilecek bir hareketi, bir durumu başlangıçta yok etmek, etkisiz duruma getirmek
1. doğru ve iyi düşünmek
1. Biraz kafanızı işletseniz ne düğümler çözersiniz.
1. Biraz kafanızı işletseniz ne düğümler çözersiniz.
1. karşı gelmek, başkaldırmak
1. Sen bağ yeri açıyorsun ha? Çevirin şunu dese, yüz sopa çekse. Bir daha bak kimse kafasını kaldırır mı?
1. Sen bağ yeri açıyorsun ha? Çevirin şunu dese, yüz sopa çekse. Bir daha bak kimse kafasını kaldırır mı?
1. yoğun olarak çalışmak, meşgul olmak
2. yoğun bir biçimde düşünmek veya çalışmak
3. karşı gelmemek
1. barınabilecek bir yere yerleşmek, başını sokmak
1. Bazen yapayalnız, kafasını sokacak bir damdan mahrum, aç, avare dolaşmış.
1. Bazen yapayalnız, kafasını sokacak bir damdan mahrum, aç, avare dolaşmış.
1. sağlıklı düşünebilir olmak
1. Soluk soluğa kuytu bir yere sinip kafasını toplamaya çalıştı.
1. Soluk soluğa kuytu bir yere sinip kafasını toplamaya çalıştı.
1. sarhoş etmek
1. Tekelin en keskin içkisi bizimkilerin kafasını tütsüledi.
1. Tekelin en keskin içkisi bizimkilerin kafasını tütsüledi.
1. alay yollu , alay yollu , alay yollu , alay yollu , akıl dışı davranışlarda bulunan
1. kendi düşünce ve görüşünün en iyi olduğuna inanarak kimsenin öğüdünü, uyarısını dinlememek
1. Evvel zaman içinde, kafasının dikine giden bir kuş varmış, kışın güneye göç etmemeye ant içmiş.
1. Evvel zaman içinde, kafasının dikine giden bir kuş varmış, kışın güneye göç etmemeye ant içmiş.
1. başının etini yemek
1. O keşki sıhhatli olsaydı da her gün kafamın etini yiyeydi.
1. O keşki sıhhatli olsaydı da her gün kafamın etini yiyeydi.