92406 kayıt bulundu.
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Köşesine çekilmiş, insan içine çıkmak istemeyen (kimse)
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , İstek ve irade dışında olan
1. Hiç olmazsa bir yabancı dil öğrenmek çok kişi için kaçınılmaz bir yük artık.
1. Hiç olmazsa bir yabancı dil öğrenmek çok kişi için kaçınılmaz bir yük artık.
1. isim , isim , isim , isim , Kaçınılmaz olma durumu
1. İnsanın zaman zaman kendisini konuşmaya bırakıvermesi bir kaçınılmazlığın iş başında olduğunu gösterir.
1. İnsanın zaman zaman kendisini konuşmaya bırakıvermesi bir kaçınılmazlığın iş başında olduğunu gösterir.
1. -den , -den , -den , -den , Herhangi bir işi yapmaktan veya özverili davranmaktan geri durmak, imtina etmek
1. Dargın çıkan sesinde bir şeyden kaçınan, lüzumsuz bir sakınca anlamı sezdi.
1. Dargın çıkan sesinde bir şeyden kaçınan, lüzumsuz bir sakınca anlamı sezdi.
1. isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , Erken doğan kuzu
2. Sızıntı, kaçak
1. Çeşmenin yolunda kaçıntı var.
1. Çeşmenin yolunda kaçıntı var.
1. -i , -i , -i , -i , Kaçırma ihtimali veya imkânı bulunmak
1. Düğünde içkiyi fazla kaçırabilir insan.
1. Düğünde içkiyi fazla kaçırabilir insan.
2. Kaçırmaya gücü yetmek
1. isim , isim , isim , isim , Kaçırılmak işi
1. Asansör durduğunda, aptalca olduğunu bile bile hâlâ bu kaçırılma olasılığına kafa yoruyorum.
1. Asansör durduğunda, aptalca olduğunu bile bile hâlâ bu kaçırılma olasılığına kafa yoruyorum.
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Kaçırma işi yapılmak veya kaçırma işine konu olmak
1. -i , -i , -i , -i , Çabucak veya ansızın kaçırmak
Telaffuz : kaçırı'vermek
1. -i , -i , -i , -i , Kaçmasını sağlamak veya kaçmasına imkân yaratmak
2. Bir işi belirlenen zamanda yapamamak
1. Maçı kaçırdım.
1. Maçı kaçırdım.
3. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Zor kullanarak yanında götürmek
1. Kız kaçırmak.
1. Kız kaçırmak.
4. Bir daha ele geçmemek üzere yitirmek
1. Fırsatı kaçırdım.
1. Fırsatı kaçırdım.
5. Yararlanamamak
1. Penaltıyı kaçırdı.
1. Penaltıyı kaçırdı.
6. Gitmek, kaçmak zorunda bırakmak
1. Söylene söylene adamı kaçırdı.
1. Söylene söylene adamı kaçırdı.
7. nesnesiz , nesnesiz , -den , -den , nesnesiz , nesnesiz , -den , -den , Çalmak, kimsenin haberi olmadan götürmek, aşırmak
1. İcradan eşya kaçırdılar.
1. İcradan eşya kaçırdılar.
8. nesnesiz , nesnesiz , hukuk , hukuk , nesnesiz , nesnesiz , hukuk , hukuk , Yasal olmayan yoldan bir ülkeye mal sokmak veya çıkarmak
1. Uyuşturucu kaçırmak.
1. Uyuşturucu kaçırmak.
9. Ölçüyü, sınırı aşmak, fazlasına gitmek
1. Kulübün yemeğinde biraz fazlaca kaçırmıştım.
1. Kulübün yemeğinde biraz fazlaca kaçırmıştım.
10. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Sıvı, gaz vb. sızdırmak
1. Çakmak, gaz kaçırıyor.
1. Çakmak, gaz kaçırıyor.
2. Makine buhar kaçırıyor.
2. Makine buhar kaçırıyor.
11. -e , -e , -e , -e , İstemeyerek altını kirletmek
1. Donuna kaçırmak.
1. Donuna kaçırmak.
12. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Delirmek
1. Zavallı kaçırmış.
1. Zavallı kaçırmış.
13. Bir araç veya aletle iş görürken aracı iyi kullanamama yüzünden kendine veya bir başkasına zarar vermek
1. Usturayı elimden kaçırdım, yanağımı kestim.
1. Usturayı elimden kaçırdım, yanağımı kestim.
14. -i , -i , -den , -den , -i , -i , -den , -den , Birini veya bir şeyi göstermemek
1. Karısını benden kaçırıyor.
1. Karısını benden kaçırıyor.
15. spor , spor , spor , spor , Yarışan bir koşucu diğeri tarafından hızla geçilip ara açılmak
16. spor , spor , spor , spor , Futbol veya basketbolda savunduğu oyuncuyu boş bırakmak, pas almasına fırsat vermek
1. -i , -i , -i , -i , Kaçırmasını sağlamak
1. El altından Anadolu'ya silah kaçırtmak yollarını temin etmekteydi.
1. El altından Anadolu'ya silah kaçırtmak yollarını temin etmekteydi.
2. Birinin kaçırılmasına sebep olmak
kaçış rampası
1. isim , isim , isim , isim , Kaçma işi
1. Yükü ağırlaştıkça şarabı bir kaçış olarak görüyor olmalıydı.
1. Yükü ağırlaştıkça şarabı bir kaçış olarak görüyor olmalıydı.
2. spor , spor , spor , spor , Yarışan bir koşucunun veya bir kümenin diğer yarışçıları hızla geçmesi
1. isim , isim , isim , isim , Virajı ve eğimi çok olan kara yollarında teknik nedenlerle zor durumda kalan aracın kaza yapmasını engellemek amacıyla yolun sağ tarafına kumdan yapılan yokuş
1. isim , isim , isim , isim , Kaçışmak işi
1. Fena hâlde korkan küçükler beni dinlemeyerek kaçışmaya başladılar.
1. Fena hâlde korkan küçükler beni dinlemeyerek kaçışmaya başladılar.
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Hep birden kaçıp çeşitli yönlere dağılmak