Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
alkil
Anlamı:

1. isim , isim , kimya , kimya , isim , isim , kimya , kimya , Alkol kökü


Lisan : Fransızca alkyle

Telaffuz : l'ler ince okunur

alkım
Anlamı:

1. isim , isim , meteoroloji , meteoroloji , isim , isim , meteoroloji , meteoroloji , Gökkuşağı


alkış

İlgili Kelimeler:

alkış ağası

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bir şeyin beğenildiğini, onaylandığını anlatmak için el çırpma, alkışlama, kargış karşıtı


alkış ağası
Anlamı:

1. isim , isim , tarih , tarih , isim , isim , tarih , tarih , Padişahı alkışlamakla görevli kimse


alkış almak
Anlamı:

1. çok beğenilmek


alkış kopmak
Anlamı:

1. birdenbire güçlü bir biçimde el çırpılmak


alkış toplamak
Anlamı:

1. çok alkışlanmak


alkış tufanı kopmak
Anlamı:

1. sürekli ve coşkun alkış başlamak

Örnek:

1. Daha ilk nağmelerde meyhaneyi sarsan bir alkış tufanı koptu.

1. Daha ilk nağmelerde meyhaneyi sarsan bir alkış tufanı koptu.


alkış tutmak
Anlamı:

1. topluca el çırparak yüksek sesle `yaşa, var ol` vb. sözler söyleyerek birini alkışlamak

2. taraftar olmak, belli bir görüşten yana olmak

Örnek:

1. Batıla alkış tutanların karşısına geçip hata eylediğimi yeni yeni öğrenmiş bulunuyorum.

1. Batıla alkış tutanların karşısına geçip hata eylediğimi yeni yeni öğrenmiş bulunuyorum.


alkışçı
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Alkışlayan kimse

2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Şakşakçı, dalkavuk, yüze gülücü, yağcı kimse

Örnek:

1. Bu işe başlarken dört yanını çevirmiş olan alkışçılar sanki ortadan çekilmişti.

1. Bu işe başlarken dört yanını çevirmiş olan alkışçılar sanki ortadan çekilmişti.


alkışçılık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Alkışçı olma durumu


alkışlama
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Alkışlamak işi

Örnek:

1. Onlar da ilk defa candan alkışlamanın o güzel tadını tadıyorlardı.

1. Onlar da ilk defa candan alkışlamanın o güzel tadını tadıyorlardı.


alkışlamak fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Bir şeyin beğenildiğini, onaylandığını anlatmak için el çırpmak

Örnek:

1. O zaman biz hayranları onu şiddetle alkışlardık.

1. O zaman biz hayranları onu şiddetle alkışlardık.

2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Beğenmek, takdir etmek


alkışlanabilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Alkışlanabilmek işi


alkışlanabilmek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Alkışlanma ihtimali bulunmak


alkışlanış
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Alkışlanma işi


alkışlanma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Alkışlanmak işi


alkışlanmak fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Alkışlama işine konu olmak

Örnek:

1. Hususi numaraları ile tutuluyor, beğeniliyor, alkışlanıyordu.

1. Hususi numaraları ile tutuluyor, beğeniliyor, alkışlanıyordu.


alkışlatabilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Alkışlatabilmek işi


alkışlatabilmek fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Alkışlatma ihtimali veya imkânı bulunmak

2. Alkışlatmaya gücü yetmek


alkışlatış
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Alkışlatma işi


alkışlatma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Alkışlatmak işi


alkışlatmak fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Alkışlama işini yaptırmak


alkışlayabilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Alkışlayabilmek işi


alkışlayabilmek fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Alkışlama ihtimali veya imkânı bulunmak

2. Alçıklaşmaya gücü yetmek